
Buna bir bakıma; havasını kokladığımız, suyunu içip kullandığımız, toprağından doyunup giyindiğimiz ve üzerinde yapılar kurduğumuz, denizinde yüzdüğümüz, ürünlerinden gıdalandığımız, iş tuttuğumuz, toplumunun içinde yaşadığımız, yaşama MERHABA dediğimiz, kabristanında büyüklerimizin, yakınlarımızın mezarlarının bulunduğu, “Dikili’mizin Öyküsü” de diyebiliriz.
Kuruluşundan bu günlere Dikili’yi gezelim, görelim, hatırlayalım. Bakalım neler algılayıp, neler duyacağız, neleri görüp, öğreneceğiz?
Dikili ilçe merkezi olarak, Kuzey Ege Denizi kıyısında, Karadağ’ın eteğinde kendi adı ile anılan körfezin kıyısında kurulmuş, İzmir ilinin şirin bir ilçesidir.
Tarımıyla, turizmiyle, sayfiyeliği ile, kültür ve tabiat varlıkları ile iç içedir. Dikili’nin önünde deniz, denizin ortasında Midilli Adası ve şehri görülür. Oldukça bakımlı ve düzgün bir asfalt yolla tarihi Bergama ilçesine 28, ili İzmir’e 110, Altınova’ya 26, Ayvalık’a 40, İstanbul’a 629, Ankara’ya 509, Midilli’ye 33 km (18 deniz mili) uzaklıktadır. Eğer kendi aracınız yoksa düzgün otobüs ve dolmuş seferleri vardır. Dikili’ye deniz taşıtları ile de gelinmektedir, ancak bunlar yabancı turist taşıyan vapurlardır. Yeni yapılan, 2000 yılında hizmete açılan güzel bir iskelesi de vardır.
Enli ve upuzun, Altınova’ya kadar uzanan çok güzel ve tertemiz kumsalı, bol oksijenli ve iyotlu havası, çok uygun mutedil iklimi, bol yer altı suları ile cazip bir sayfiye ve plaj beldesi, emekli cennetidir.
Dikili için bu kadar ön giriş yapıp tanıtıldıktan sonra, gelelim kuruluşundan günümüze kadar olan öyküsüne:
Dikili’nin olduğu yerin yerleşime başlama tarihinin 1800’lü yıllarda olduğu sanılmaktadır. Dikili sözcüğünün Dikili’ye ad oluşuna dair kesin bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Söylenenlere göre iki olasılık vardır:
Bu günkü Beylik Zeytinliği’nin olduğu yere Bergama Voyvodası (Beyi) Karaosmanoğlu bir çiftlik kurmuş ve civarlarına da zeytin dikmesi (fidanı) diktirmiştir. Bir varsayıma göre, Dikili sözcüğünün bu dikmelikten geldiği sanılmaktadır. Bunun doğru olduğunu sanmıyorum. Çünkü burası Dikili yerleşiminin uzağındadır.
Karaosmanoğlu, Özay’lara ait şimdiki çırçır fabrikasının olduğu yere bir çiftlik daha kurmuştur. Çiftliğin önünde güzel bir park bulunan yerde bir zeytinlik ve içinde de bir kuyu vardı. Sonraları bu zeytin ağaçları söküldü, kuyu kapatıldı. Bu zeytinliği ve ana caddeyi, fabrikanın girişini gösteren bir fotoğraf Özay kardeşlerde vardır. Bir çekimini bana lütfettiler.
Karaosmanoğlu’na ait daha başka çiftlikler de olduğundan, bu çiftliği diğerlerinden ayırt etmek için ‘Zeytin Dikili Çiftlik’ sözcükleri kalkarak, ‘Dikili’ sözcüğünün kalmış olması büyük olasılıktır.
Emekli tapucu Sıtkı Kaynak’ın bana anlattığına göre: Avrupalı Dükler (Kraliyet) mensupları yatlarıyla buralara gelir bir müddet kalır ve araştırmalar yaparlarmış. Bundan ötürü de buralara ‘Düklerin Kaldığı Yer’ anlamına ‘Dük – ili’ denirmiş. Bu sözcük zamanla Dikili olmuş. Bu da başka bir olasılıktır.
1934 yılından başlayarak, zamanımıza kadar (2000 yılı) Dikili’de okulsuz köy bırakılmamış, 1997 yılında ilköğretimin 8 yıla çıkarılmasıyla Kabakum, Bademli, Çandarlı, Salihler, Dikili okullarında 8 yıllık ilköğretime geçilmiş, civar köyler taşımalı sistemle bu merkezlere bağlanmıştır.
Gelişen Dikili için cumhuriyetin ilk yıllarındaki Tınaztepe İlkokulu yeterli olamayınca 1947–1948 yılında Aliçetinkaya İlkokulu yapılmış ve öğretime açılmıştır. Boşalan Tınaztepe İlkokulu’nda ise Dikili’de ilk kez ortaokul öğretimine başlanmıştır. Bu okulları yapılıp hizmete girmesinde zamanın Kaymakamı rahmetli Vefki Ertür Bey ile İlçe Maarif Memuru rahmetli Halil İbrahim Zeyrek’in büyük gayreti olmuştur. 1997 yılında şimdiki lise binasının bir kenarında öğretmen evi açılmıştır ve halen çalışmaktadır.
1997 yılında şimdiki lise binasının yapımı ile ortaokul buraya taşınmış, burada lise de açılarak orta öğretim tamamlanmıştır. Boş kalan eski bina Kız Meslek Lisesi olmuş, ancak 1999 yılına gelindiğinde bu okulda öğrenci mevcudu azaldığından öğretime son verilmiş, öğretmen ve öğrencileri Dikili Lisesi’ne aktarılmıştır. Aynı yıl Dikili Lisesi Çok Amaçlı Lise’ye dönüştürülmüştür. 1955 yılında da Atatürk İlkokulu yapılmış ve öğretime açılmıştır.
1997 yılında şimdiki lise binasının bir kenarında öğretmen evi açılmıştır ve halen çalışmaktadır.
Dikili ve yöresi iklimi, toprağının verimliliği, bol yer altı suları, bol oksijenli ve iyotlu havası, masmavi sığ denizi ve kumsalı, yazın denizden serin serin esip gelen İmbat yeli ile yaşam bakımından en ideal beldelerden biridir.
İlçe merkezinin konumu ise batısında Ege Denizi, güneyi Karadağ’ın eteği olan Kızılçukur ve Ali Petre bayırı, doğusu Uçar ve Katrancı Bayırı, kuzeyi de ov ile çevrilidir. Sınırları ise kuzeyden Madra Çayını izleyerek Kozak yükseltisine ve Kaplan Köyünün altındaki köprüye kadar uzanır. Büveler, Kemente ve Kartal Yaylarını içine alarak Geyikli Dağına ulaşır. Güneyden Kemikli Burnundan Bakırçay’ın ağzına ve Bakırçay boyunca Aşağıkırıklar Köyü yakınına kadar gelir. Batıdan Madra Çayı ağzından Dikili, Bademli ve Çandarlı, doğudan Aşağıkırıklar Köyü yakınından Soğancı ve Yenice Köyleri arasından Geyikli Dağına ulaşır.
İzmir’e 118 km, Ayvalık’a 42 km, Altınova’ya 25 km, Bergama’ya 29 km ve Kınık’a 42 km uzaklıktadır. Denizyolu olarak İzmir’e 66 mil, İstanbul’a 228 mil ve Midilli’ye 18 mil uzaklıktadır. İlçenin yüzölçümü 541 km²’dir. Rakımı 2 metredir. Hava sıcaklığı yıllık ortalama 16.4 derece olan Dikili’de tipik Akdeniz iklimi hüküm sürer. Uzun yıllar basınç ortalaması 1014,2 milibardir. Yıllık yağış ortalaması 630,7 mm, nispi nem %72 dir. Ege bölgesine özgü imbat rüzgarları Dikili’de hissedilir.
Dikili’ye bağlı 25 köy, ve 1 Kasaba bulunmaktadır. Yapılan son nüfus sayımına göre Dikili nüfusu 12.500′dür.

YEREL KONUM
Dikili, İzmirin kuzeyinde yer alan bir ilçemizdir. Konumu, Ege Denizinin kuzey batı kıyısında ve Midilli Adası karşısında yer alır. Komşu ilçeler Ayvalık (42km) Bergama (29 km) ve Aliağa (65 km )dir. İzmire uzaklığı kara yolu ile 114 km deniz yolu ile 66 mildir. Rakım 2 metredir.
COĞRAFİ KONUM
Dikilinin yerel konumu 39 derece 03 saniye kuzey enlemi ile 26 derece 52 saniye doğu boylamı arasına düşer.
Dikili hakkında yazı ve kitapları bulunan Emekli Öğretmen Nail ÇAĞLAYAN Dikili nin adı ve kuruluşu hakkındaki sorularımıza aşağıdaki bilgilerle cevap verdi:
Dikili ilçesinin kuruluş tarihinin başlangıcının 1800lü yılların başlarına doğru olduğu söylenmektedir. Manisanın büyük arazi sahibi ve varlıklı ailelerinden Karaosmanoğullarının Manisa yöresinde olduğu gibi Bergama ve Dikili taraflarındada arazileri ve bu arazileri işletmek yönetmek için buralarda birer de çiftlikleri varmış. Dikili taraflarındaki arazilerinin işletilmesi ve yönetilmesi daha kolay ve yakın olsun diye şimdiki Baki ve Tunç ÖZAY beylerin pamuk çırçır fabrikasının olduğu yere bir çiftlik daha kurmuşlar ve çiftliğin batı yönünden denize kadar olan arazisi üzerine zeytin ağacı dikmeleri dikmişler ve burasını zeytinlik haline getirmişlerdir.
Herhalde buralara zeytin ağacı dikmelerinin sebebi çiftliğin ihtiyacı olan zeytin yağı,yeşil ve kara hurmalık zeytinini,zeytin yağ sabununu karşılamak için olsa gerektir. Böylede olunca bu çiftliği diğerlerinden ayırmak üzere Zeytin Dikili Çiftlik denmiştir.
Herhalde Dikili kelimesi buradan kalmış olabilir diye düşünülmektedir. Çiftliğin önündeki bu zeytin ağaçları 1960lı yıllara kadar durmakta idiler. Zeytinliğin içinde birde su kuyusu vardı. Bu kuyunun suyundan yararlanılarak zeytin ağaçlarının arasına uzunlamasına tütün fidesi yetiştirme ocakları yapılır ve buralarda tütün fidesi yetiştirilirdi. Sonraları zeytin ağaçları sökülüp yok edildiği gibi burada kuyu ve fideliklerde kalmadı. Şimdiki görünen duruma getirildi.
Karaosmanoğlu çiftliğinin tatlı su ihtiyacını karşılamak üzere eski İsmailler köyü bayırından çiftliğine su getirmiştir. Bu suyu çiftliğe getirebilmek için çiftliğin arka tarafına ( doğu tarafı ) iki gözlü su kemerleri yaptırmış ve suyu bu kemerlerin üzerinden toprak künklerle çiftliğine getirmiştir. Bu su kemerlerinin iki adet yol geçit gözü vardı. Biri şimdiki Tariş binalarına giden yol için,diğeride sülüklü çeşme,burmalı çeşme ve bahçesine giden yol içindi. Sonraları bu kemerler yıkıldı,eser bile kalmadı. Halbuki bunlar çiftliğin olduğu kadar Dikilininde tarihi birer varlığı idi. Değerini ve tarihi varlığını bilemedik.
Epey zaman sonra Karaosmanoğlu bu çiftliği satışa çıkarmış ve burasını arazileri ile birlikte,buralarını iyi bilen,deniz ticaret işleri ile uğraşan bir osmanlı rumu olan Aleko Pantazoplu ya satmıştır. Pantazoplu buralara sahip olduktan sonra çiftliğin önündeki yere gül bahçe adı verilen su havuzlu ve kuyulu bir bahçe kurmuştur. Burası şimdilerde Mehmet EVRENESOĞLU varislerine aittir. Pantazoplu gene ayrıca buralarda kendi adına bir kilise yaptırmıştır,ayrıca şimdiki Emniyet Müdürlüğünün karşısındaki otomobil parkı olan yere motolu bir zeytinyağı fabrikası kurmuştur. Daha sonra buraları yıkılmıştır. Karaosmanuoğlu çiftliği kurduğu zaman çiftliğin etrafına evler yapmış ve çiftliğin işleri için dağlarda çobanlık yapmakta olan yörüklerin bir kısmını buraya getirip yerleştirmiş ve onlara iş vermiştir. Dikili böylece küçük bir köy görünümü almış ve Bergama ilçesinin bir köyü olmuştur. Bu zamanlarda Dikilide hiç bir rum yokmuş. Tamamen bir türk beldesi imiş.
Aleko Pantazoplu bu çiftliğe sahip olunca çiftliğin işleri için Midilli,Limni,Sakız adalarından rumları getirip buraya yerleştirmeye başlayınca Rum Nüfus varlığı artmaya başlamıştır. Bir rum okulu açılmış,birde şimdi harabeleri görünen yerde kilise kurmuşlardır. Bu kilise 1939 Eylülü Dikili depreminde yıkılmıştır. Buraya gümrük memuru olarak atanan İsmail Bey Dikilinin bir türk beldesi olarak kurulduğunu görmüş Rum Nüfusa karşı buralara dağlarda göçebe olarak yaşamını sürdüren Türkleri getirip,yerleştirmiş ve Bahriyun mahallesini oluşturmuştur. Buraya Bahriyun Camisini ve çeşmesini yaptırmıştır. Birde türk çocukları için okul açtırmıştır.1860 yılında Dikili Bergama ilçesine bağlı bir bucak olmuştur.
Bu zamanlarda bucak müdürü Mehmet Emin Bey,İsmail Beye çok yardımcı olmuştur. Dikili Kurtuluş Savaşımızdan sonra Bergama ilçesinden ayrılarak 13 Ekim 1928 tarihinde İzmir ilinin bir ilçesi olmuştur.
O günlerden bu günlere Dikili hem bir tarım ilçesi,hemde denizci limanı ve iskelesi ile turistik bir ilçe olarak gelişmesine devam etmektedir. Burada anlattığım tarihi olayların bilgisini rahmetli baş öğretmenim Halil İbrahim ZEYREKten öğrenmiştim.
10 Temmuz 2007 Nail ÇAĞLAYAN


Çok detaylı anlatmışsınız sağolun.